Geri

Halil Giden'in Son Mesajı

Mustafa Özbilge'nin son yazısı...
Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge
Yayın: Güncelleme:

Hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlardayım. Okula gitmek, ders anlatmak, sınav sorusu hazırlamak, sınav yapmak, çocukları okuldan almak, alışverişe gitmek, pazara gitmek, bir şeyler okumak… Hiçbir şey, hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlardayım. Yaptığım ne varsa günlük hayata dair hepsi de çevreme karşı ödev bilincimi karşılamaktan ibaret.

Maraş depreminde de böyle oldu. Aylarca çıkamadım bu psikolojiden. Filistin/Gazze’de yaşananlarda da… Soma maden faciasında da böyle olmuştum. Soma maden şirketinin Levent’teki şirket binasının önüne, eyleme gidip binayı taşlayayım dedim. Elden gelen zaten bir şey yok. Baktım muhit gayet nezih, ne yerlerde taş var ne de binaya sokulmak mümkün…

Geçen gece gittiğimiz İsrail Konsolosluğu da öyle… Gürhan aradı gece. Konsolosluğun önüne gel abi, dedi. Gittik. Uyanık Yahudi, müstakil binada mı kalır? Arabamı Pakistan Konsolosluğu önüne park ettim. Orası müstakil. Oysa İsrail Konsolosluğu belki yetmiş katlı bir binanın bilmem kaçıncı katının kaçıncı dairesinde.

Polis tomaların önünden, buyur Mustafa Bey, biz de sizi bekliyorduk deyip binaya alsa sıradan bir AVM’de bile kaybolan ben, konsolosluğun dairesini gözüm kapalı bulurdum her halde(!) Gerçi gözüm yine kapandı gece boyu; ama başka bir sebepten.

Sabah derste, bir öğrencim babasının iş yerinin camlarının kırıldığını söyledi. Meğer babasının iş yeri de konsoloslukla aynı binadaymış. Çakal İsrail! Neyse ben taş atmadım hiç, çevremdekiler attı. Onlar da yanlış yere atmışlar.

İşte biz küçük insanlar büyük acılar karşısında bu kadar aciz bir durumdayız. Vergi verdiğimiz, askere gittiğimiz devletin, yaşanan büyük katliamlar karşısında elle tutulur bir şeyler yapmasını bekliyoruz. En azından Amerikan üslerinin kapatılmasına dair…

Gece gündüz el-cezire ne demiş, bbc, cnn ne demiş diye haberden habere atlarken bir de bakıyorsun Taraklı’dan üst üste vefat haberleri geliyor. Halil Giden kalp krizi geçirip vefat etmiş!

Ölüm, bize hayatla kuracağımız ilişkinin esasını ortaya kor. Her ölüm, hayatı ne olarak görmemiz gerektiğinin tekrar tekrar hatırlatmasıdır. Bu gerçeği göz ardı etmenin yolu da ölümün yerine kışkırtıcı bir tüketim alışkanlığını toplumda yaygınlaştırmaktır. Kapitalizmin sonuçlarıdır bunlar.

Gerek Vahit Hoca’nın gerekse Halil amcanın aramızdan ayrılışlarına bu nazarla bakmalıyız. Halil amca, sağken böyle bakabildi. Kendi hayatında köklü bir değişimi yapabilmesini sağlayan Halil amcanın, ölüme bakışı sıradan bir ölüm korkusu olarak açıklanamaz.

Bir dönem kendisiyle aynı meşrebe sahip dostum Faruk Serkan’ı her gördüğünde, Serkan bizim durumumuz ne olacak demesi, Halil amcadaki geçmiş muhasebesinin canlılığı, geleceğin teyakkuzuyla ilgiliydi.

Halil Amca, bazen ne var ne yok demek, bazen de arayacağı birinin telefon numarasını sormak için arardı beni. Tabii Mustafa Özen’le karıştırıp aradığı da olurdu. Telefon numarasını sorduğu kimseyle benim ilişkim olabileceğini düşünüp “Mustafa, falancanın numarası sende vardır!” derdi.

Bakıyorum telefonuma, en son Postacı Atilla abinin telefonunu yollamışım. O zaman Ağrı’daymışım. Neden başkasından değil de bin dört yüz kilometre öteden malumatı alırsın?

Oğlu Mehmet’in düğün davetiyesini de o zaman Taraklı’daki kaldığım Postacı Atilla’nın evine, yazın sıcağında getirmişti. Kan ter içinde Sevda Ormanı’nın önündeki bir kütüğe çökmüştü. Soğuk erik kompostosu getirdim. Oturduk sohbet ettik, siyaset konuştuk epey. O da benim gibi işlerin iyiye gitmediği görüşünde olanlardandı.

Birincisi, işlerin iyiye gittiği görüşünde olanlar var. Onların işleri zaten iyidir. İkincisi, kendi işleri iyi ya da kötü gitsin; Türkiye’de ve dünyada işlerin kötüye gittiği görüşünde olanlar var ki ben de Halil amca gibi onlardanım.

Halil amcanın bana 26.10.2023 saat 19.49’da attığı son mesaj şu:

“Yoksa onlar biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar. Yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Ey Allah’ım Siyonist katillerin de yenilerek arkalarını dönüp kaçacakları günleri daha yakın eyle. Hayırlı cumalar Halil Giden.”


Kamer Suresi 44 ve 45. Ayetlerden alıntı yapmış ve mesajının sonunda da Filistin meselesine dair hassasiyetini gösteren duası…

Watsapp zımbırtısı kullanmıyor olabilir; çünkü yazarken hep normal mesajla iletişim kuruyordu. Yukarıdaki mesajı belki Cuma mesajı olarak toplu gönderdi. Önemli değil. Önemli olan durduğu yer ve gösterdiği hassasiyettir.

Bir dönem gardiyanlık mesleğinde çalışmasından dolayı gardiyan lakabıyla da anılır, ama ben bu lakabı kendisine hiç yakıştıramazdım. Çünkü gardiyanlıkta; sert mizaç ve asık yüz gider. Tatar Ramazan’dan bilirdim o gardiyanları. Güçlüden taraf olan gardiyanlar…

Halil amca ise tebessümü, latifeyi yüzünden hiç düşürmeyen bir karaktere sahiptir. Dedemse Davulcu Şakir Mehmet diye atalarına nispetle anardı onu.

Halil amca benim için sivil bir karakterdir. Bu “sivil” kelimesini tırnak içine alacağım. Okulların resmiyet kokan, soğuk, sert, bürokratik havasını belki son olarak biz teneffüs ettik. Her ne kadar Özallı yıllar bu havayı gevşetmeye başlamış olsa da okuldaki idare odalarında şıkırdayan daktilolar işlemeye devam ediyordu.

Taraklı İlköğretim Okulu’nda zemin kat koridoru; öğretmenler odası, müdür yardımcısı odaları, memur ve müdür odası diye sıralanırdı. Öğrencilerin yaklaşmaya korktukları yerlerdi bu odalar. Disiplin, kınama, tasdikname, dayak… Odadan ne çıkacağı belli olmaz derken Halil amca heybetiyle çıkardı. 

İşte o zaman sebebini açıklayamayacağım bir rahatlık hissederdim. Güldürür, takılır, şaka yollu sesini yükseltir… Okulun havası, resmi dairelerin boğucu havasından çıkıp bir anda Ekrem Doğu’nun kahvehanesinin önündeki masaya oturmuşsun da çay içiyorsun rahatlığına bürünürdü. Onun okuldaki memur odası, koridordan geçerken öğrencilerin rahatlıkla başını çevirip içeriye bakabileceği tek odaydı.

Halil amcayla çok ortak tarafımız vardı. İkimiz de Galatasaraylıydık. Maçları izlemeye benim çalıştığım, onun komşusu Ekrem amcanın kahvesine gelirdi. Sonra çok sevdiği biricik kızı Demet sınıf arkadaşımdı. Babamın yakın arkadaşıydı Halil amca.

Matematikle aram hiç iyi olmadı. Hala kötü… Bir türlü bitmeyen ev ödevleri… Sonucu bir türlü çıkmayan problemler… Halil amcayla babam bu problemlerin çeşitli çözüm yolları üzerine geceleyin telefonlaşırlardı. Halil amca mutemetti. Matematiği çok kuvvetliydi.

Hastalığında arkadaşlarla toplaşıp ziyaretine gittik. Eski yaşamını karikatürize ederek anlatıyordu. Bir gün yeni gelen savcıya şikâyet etmişler beni, dedi. Gece karşıma çıktı savcı. Sen şöyle şöyle yapıyormuşsun, dedi. Ben senelerden beri böyleyim, dedim. Hiç geri adım da atmadım.

Onun ciddi bir konuyu anlatırken bile çocuklaşan bir çehresi vardı. Sevenleri onun en çok kızışını severdi. Kızdığında dahi az sonra bir anda gülecek derdik.

Şah damarından operasyon geçirmişti sanırım. Çok ciddi bir rahatsızlığın akabindeki bu ziyaretimiz esnasında, istisnasız hepimizi ağlatana kadar güldürmüştü. Hatta evden çıkarken hasta evinden mi çıkıyoruz şimdi Halil amca, evin önünden geçenler ne demiştir diye de takıldık. Başkalarının ne dediği onu bağlamazdı ki…

Emekliliği sonrası Taraklı Spor genel kaptanlığı, yöneticiliği yapan Halil amca, gençlerle beraber olmaktan hoşlanırdı. Taraklı’ya ve Taraklı’nın çocuklarına dair en önemli katkısını Taraklıspor’un yeniden canlandırılmasında ortaya koydu.

Alaattin Hoca’nın dernekteki derslerine gelirdi. Öğrendiklerini tatbik etmekte samimiydi. “Yatsı namazının farzını kılarken dirseklerini yere değdirdin camide!” diye çarşıda kenara çekip beni uyarmışlığı vardır.

Yine bir gün: “Bu hocalar neden birbirinin sohbetine katılmıyorlar da biz hepsine katılıyoruz? Herkes ayrı bir grup halinde ders yapıyor” diye şikâyet etti. Girdiği hangi çevre olursa olsun gördüğü yanlışı sakınmaksızın dile getiren dobra konuşan biriydi Halil amca.

Bu sıralar onu en mutlu eden şey, galiba birinin onu arabayla çarşıdan Yukarı Mahalle’deki evine götürmesiydi. Koronadan sonra böyle oldum diyordu. Fazla kiloları ve nefes problemi, yürümesini zorlaştırıyordu.

Halil Giden, mesai arkadaşı Vahit Hoca’dan birkaç gün sonra vefat etti. Foto-Metin’in vefatı Gardiyan Halil’de ne hissettirmişti bilemeyeceğim. Ama zaten birçok şey üstümüze yıkılırken onların da apansız bu ayrılışları bende ancak hüznü katmerleştirdi.

Halil amcaya Allah’tan rahmet diliyorum. Eşi ve çocuklarına da sabırlar…

#gardiyan #halil #amerikan #levent #filistin #maras #serkan #gurhan #tatar

Yorumunuzu Ekleyin

Adı-Soyad
E-Posta
Yorum
İşlemin Sonucu
  • Yorumlar T.C. Yasalarına aykırı olamaz.
  • Hakaret içeren yorumlar, yayınlanmasa bile yasal mercilere iletilebilir
  • KVKK Kapsamında, bilgileriniz, yasal merciler hariç kimseyle paylaşılmaz.
  • Formda doldurduğunuz bilgiler ve IP adresiniz sisteme kaydedilir.
  • Yorumunuz onaylanıp yayınlandığında, sadece yorum, isim ve yorum tarih saati gösterilir.

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Ağustos 2023 Güncel Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri, Taraklı Otobüs Saatler 2021, Taraklı Otobüs Tarifesi, Taraklı Sakarya ilk otobüs ne zaman? Taraklı - Sakarya Son Otobüs Ne zaman? Sakarya Taraklı İlk Otobüs Ne Zaman, Sakarya Taraklı Otobüs Saatleri, Taraklı Koop Otobüs Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.