Oyuna Dahil
Sahanın bir köşesine çekilerek yere yüzükoyun uzanmış, üstünün başının toz olmasına aldırmadan küçük bir çomakla toprağı kazmaya çabalıyordu.
***
-Napıyorsun, dedim.
Kıvırcık kocaman kafasını işinden hiç kaldırmıyor. Beni duymuyor sanmıştım. Çomağın ucu kırılınca durup döndü:
-Karıncalara yol yapıyorum, tümseği ortadan kaldırabilirsem tabii...
***
Baktım, taraftarların az ötede yediği çekirdek kabuklarını, bu bayırdan aşırarak yuvaya ulaştırıyordu karıncalar.
***
O, kurumuş sert toprağı hırsla deşerken ben de niçin top oynamıyorsun arkadaşlarınla yoksa seni oyuna almıyorlar mı diyerek onu eşelemeğe çalışıyordum.
-Sevmiyorum, dedi. Herkes herkese vuruyor.
***
Futbolda oyuncu sayısı az değil, yanlışlıkla böyle şeyler olabileceğinden bahsettim ama... Bilmeden kimse kimseye bu kadar çok vurmazmış.
-Sana vurdular mı hiç, dedim.
-Herkese vururlar, dedi.
-Peki ya hakem... Sarı kart, kırmızı kart...
-Yok! dedi. Ayağım kırıldıktan, burnum kanadıktan sonra hakem ne işe yarar!
***
-Anladım, sen futbolu sevmiyorsun, dedim.
Sorularımdan bunalmış olacak... Toprağı güçlü bir nefesle üfürüp:
-Karıncalar hem daha çok, ne kadar kalabalık baksana; yine de henüz hiç faul yapmadılar, dedi.
-Ama onlar futbol oynamıyorlar, dedim.
-Ben de oynamıyorum işte, dedi.
***
-Faul yapsalar, hatta kavga etseler bile maçtan sonra oyuncular barışır, dedim.
-Taraftarlar bunu bilmiyor, dedi.
Tümsek neredeyse kalmamıştı. Etraftaki çerçöpü temizlemiş. Kapkara olmuş tırnaklarıyla şimdi toprağı tesviye etmeye çalışıyordu.
***
Yaralı bir karınca gördüm. Arkadaşları karıncayı sırtlanmış, yuvaya taşıyorlardı. Fırsatı yakalamıştım:
-Bak! Senin karıncalar da faul yapıyormuş... diyerek karıncayı gösterdim. İnce kırmızı dudaklarıyla anlayamadığım bir şeyler mırıldandı.
Hemen toza toprağa bulanmış dizlerinin üzerinde doğrularak güneşte kısılan mavi gözlerini sahanın kenarındaki minik taraftarlara doğru çevirdi.
-Yürü, dedi çekiştirerek kolumdan. Karıncalar ezilmeden yetişmeliyiz hemen!
***
Güneşte kızarmış çilli yanaklarından ter damlacıkları süzülüyordu.
İş kazasıdır, olabilir diyecektim. Kendimden utandım...
Çekirdek kabuklarını topluyoruz şimdi, ayaklar altındayız...
