Türkiye'deki Zıtların Vahdeti: İran
Mesele İran olunca Türkiye'de birbirine karşıt birçok kesimin birleştiğini görüyoruz. Türkiye'ye ait konularda birbirine yakınlaşmamaya yemin etmiş çevrelerin, İran özelinde ittifak ediyor olması; onları, bu konuda birleştiren görünmeyen bir el mi var diye şüpheye düşürmüyor değil insanı.
***
İçerideki kavga, şu kavram yelpazesinde önümüze sunulur: Kemalizm, anti-kemalizm, solculuk, sağcılık, Türkçülük, Kürtçülük, Alevî, Sünnî, İslamcı, liberal... Buradaki çatışma mevzuunu da mevziini de belirleyen Türkiye'nin özgün iç dinamikleri diyebilir miyiz? Genel manzara kabaca şöyle:
***
-İran, teokratik bir molla rejimidir, dedi Kemalist bir hanımefendi. Orada kadınlar zorla örtülerek din, herkesin üstünde bir sopa gibi baskı aracına dönüştürülüyor. Bu rejimin yıkılmasını istiyorum elbette. 1979'dan önce çağdaş, ileri bir İran varken şimdi muta nikahı kıyılan çağdışı bir İran var karşımızda. O dönemin fotoğraflarından bile bunu rahatlıkla görebilirsiniz.
***
-İran, sapkın râfızî yönetime sahip, ümmetin fitnesidir, dedi bir anti-kemalist/sünnî beyefendi. Sahabe düşmanı bu adamlar, tarihte hep bizi yani Osmanlı'yı arkadan vurdular. Şii hilali kurma amacındaki bu takiyeci adamlar, Hazret-i Ali'ye tapınıyorlar. Peygamber olarak görüyorlar onu. Haşa, ilah diyenler de var... Siz İran'da hiç sünni camii gördünüz mü? Belasını başka bir beladan bulsun Safaviler. Oh olsun!
***
-İran devrimi, sol-sosyalist yapılarla gerçekleşti, dedi bir sol/sosyalist örgütlü. Ama Humeyni ve onun feodal dönemden kalma molla rejimi, sonrasında sosyalist devrimcileri katlederek kendi kapitalist şebekesini oluşturdu. Bugün İran'daki sosyalist örgütlenmeler marjinalize edilmiş, sindirilmiştir. Bu rejim, Amerika tarafından yıkıldığında, devrimciler de ezilen sınıfların haklarını korumak için yerini alacaktır.
***
-Bizim Anadolu'daki Alevilik'le İran'daki molla rejiminin şeriatçı şiiliği arasında hiçbir alaka kurulamaz, dedi bir Alevi dede. Biz öze, insana bakarız. Hacı Bektaş'ın yoludur bu yol. Atatürk'ün laiklik yoludur. Eline, diline, beline sahip, özde bir insan olmaktır esası. Şekilci, zorlayıcı böyle bir rejime hep karşıyız erenler.
***
-Suriye'yi ne hale getirdi İran, dedi İslamcı genç. Lübnan'daki Hizbullah'ı Suriye'deki sünnilere saldırttı. Ölen, yaralanan, mülteci duruma gelen milyonlarca insan... Dışarıya sürekli rejim ve mezhep ihraç etmek istiyor. Filistin'deki Hamas'a güya desteği falan hep propaganda, hep hikaye... Allah'tan Türkiye'nin yardımıyla Suriye'deki mücahitler, o Esed belasını def ettiler de Suriye'den sökülüp atıldılar. İsrail, asıl bu kokuşmuş İran rejimi yıkılınca gerçek düşmanıyla yani devrimci mücahitlerle karşılaşacak. İşte o zaman yenilmesi mukadderdir.
***
-İran Türk'tür, dedi bir Türk milliyetçisi. 35 milyondan fazla Türkçe konuşan kardeşlerimiz var orada. Bunlar asimilasyoncu Fars rejimin altında kültürlerini dillerini koruyamıyorlar. Ya Azerbaycanlı kardeşlerimize katılacaklar ya da bize katılacaklar. Kendi Türk devletlerini kurmaları da umulur. Amerika ve İsrail; İran'ı bombalarken Türk şehirlerine hassasiyet göstermelidir.
***
-İran'daki Kürtler, bu savaşta belirleyici olacak, dedi Kürt milliyetçisi bir politikacı. İran'daki silahlı Kürt örgütler Amerika ve İsrail'in bu saldırısını bekliyordu. 13 milyon Kürt'ün dil ve kültürel farklılıklarını yok sayan bir rejim daha fazla ayakta duramaz. Mahabat Cumhuriyeti gibi değil, diğer ülkelerdeki Kürt'lerin de desteğiyle kalıcı büyük bir Kürt devletinin kurulma zamanı geldi de geçiyor.
***
-Dünya piyasalarına bu kadar kapanmış. Demokratik açılımlar konusunda esneme göstermeyen, seçimleri sembolik, halkını ambargolara mahkum edip yoksulluğu kadere bağlarken parayı silaha gömen bir rejimin yıkılması demokrasi için bir kazanımdır, dedi bir liberal işadamı. Zaten ülkesini turizme bile açamamış bir rejim, dünya sisteminin anomalisidir.
***
Evet, bizdeki muhtelif dünya görüşleri bunlar. Tabii ki İran rejimine birçok yönden muhalefet gösterilebilir. Bunda şaşılacak bir durum yok. Şaşılacak olan şey, Türkiye içinde birbirine taban tabana zıtlıklar gösteren grupların, İran konusunda şaşmaz bir ittifak gösteriyor olması. Bu ittifak, aklın yolunun bir olmasıyla mı, yoksa Amerika ve İsrail'in İran üzerinden açmak istediği yolun, yukarıda sunduğumuz düşünce yelpazesine zaman içinde yedirilmesiyle mi sağlandı?
***
Irak ve Suriye'nin işi bitirildiği bir evrede İran; Yemen'deki Husiler ve Hizbullah'la beraber Filistin'deki soykırıma silahla karşı duran dünyadaki tek devlet oldu. Zaten dünya sistemine entegre olmayan İran'ın; bir de siyonizme ve epstein lobisine ters düşmesi, onu Afganistan kılmaya yetiyordu.
***
Bölgede güçlü bir ulus devlet istemiyor İsrail. Amaçlananın basit bir rejim değişikliği olmayıp İran'ı parçalara ayırmak olduğu, bu parçalı istikrarsız ülkenin tıpkı Irak ve Suriye gibi Amerka-İsrail hegemonyasına hazır hale getirileceği üst perdeden dillendiriliyor.
***
İşte, İran konusunda; Amerika ve İsrail'in murad ettiği şeyle Türkiye'deki kutup başlarının nasıl uyumlu hale getirildiğini savaş zamanlarında daha net görüyoruz. Kendi ülkesindeki yapay karşıtlıkla kör edilmiş zihinler, emperyalizmin ne olduğu ve bir yeri işgal etmekle neyi murad ettiği konusunda zerrece fikir sahibi olamayacak duruma getirilirler.
***
Tam da böyle bir kitlenin özgürleşmesi için Amerika bir Saddam, bir Kaddafi yaratır. Alın size altın tepside bir özgürlük! Amerika ve İsrail'in dümen suyuna gitmeyen her devlet, gün gelir demokrasiden uzak bir İran olur. Eğer ülke, bu durumda bir millet bilinciyle mücehhezse emperyalistlere karşı milletin vereceği bir cevabı bulunur. Değilse dağılış...
***
Bugün ülkelerini Amerika'ya açarak kendini emniyette gören liderler Saddam olmaktan kurtulur mu? Sanmıyorum. O zaman da halk, milli bilincini yitirmişse, yöneticilerine dair en ufak huzursuzlukta emperyalistleri işgal için ülkelerine davet eder. Başta yine bir Saddam olur.
***
Üzerinde düşünüp teşekkül ettirmemiz gereken şey, içerisine Amerika'nın kaçmadığı milli bilinçtir. Milli adı altında kendi çevresinde oluşturduğu sermayeye bel bağlayıp Amerikan emperyalizmine bulaşmış her yapı, her düşünce, her lider/politikacı sahtedir, kukladır. Belki de bazen nesillere, ne olmaları gerektiği öğretilmeden önce, ne olmamaları gerektiği öğretilmelidir. İmam'ı, Amerika ve İsrail tarafından öldürülmüş İran rejiminin toplumda bir milli bilinci oluşturup oluşturmadığını, halkın emperyalizme karşı göstereceği tutumda şimdiden sonra göreceğiz.
