Bir Hattatın Ardından… -
Kıymetli Okuyucular;
Bazı insanlar yaşarken eser bırakır. Bazıları ise eserlerinin yanı sıra gönüllerde de silinmeyecek izler bırakır. İşte Hattat Hafız Saim Özel, bu ikinci gruba giren nadide şahsiyetlerden biriydi.
Geçtiğimiz günlerde Taraklı Müftülüğünün ev sahipliğinde düzenlenen “Hattat Hafız Saim Özel Vefa Programı"na katılma fırsatı buldum. Taraklı Hattat Hafız Saim Özel Kur'an Kursu Salonu'nda gerçekleştirilen programda, yazar Fahri Tuna'nın moderatörlüğünde Prof. Dr. Mehmet Memiş'in yaptığı konuşmayı büyük bir dikkatle dinledim. İnanıyorum ki programa katılan herkes, sadece büyük bir hattatı değil; aynı zamanda örnek bir insanı, mütevazı bir gönül adamını ve memleket sevdalısını daha yakından tanıma fırsatı buldu.
Kıymetli okuyucular,
Bazen bir insanın geride bıraktığı en büyük miras, yazdığı eserlerdir. Prof. Dr. Mehmet Memiş'in anlattıkları bunu bir kez daha ortaya koydu. Özellikle 1976 yılında yayımlanan Hat Örnekleri kitabının Türk hat sanatında adeta bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
En çok da şu cümlesi dikkatimi çekti:
"1978 yılında Çorum İmam Hatip Lisesi öğrencisiyken bu kitap sayesinde hat sanatıyla tanıştım. Böylece Saim Özel uzaktan hocam oldu."
Bir düşünün... Bir kitap, hiç tanımadığınız bir insanın hayatına yön verebiliyor. Belki de bugün ülkemizin birçok hattatının hikâyesi, o kitabın sayfaları arasında başladı.
Hat sanatının unutulmaya yüz tuttuğu yıllarda, büyük hattatlar Halim Özyazıcı ve Hamid Aytaç'tan aldığı meşaleyi yeni nesillere taşıması başlı başına büyük bir hizmettir. Yazdığı Kur'an-ı Kerimler, yetiştirdiği öğrenciler ve camileri süsleyen levhalar, bugün hâlâ Hattat Hafız Saim Özel'in sanat anlayışını yaşatmaya devam ediyor.
Ancak onu farklı kılan sadece kalemindeki ustalık değildi.
Sanatındaki zarafet, karakterinin de bir yansımasıydı. Mütevazılığı, güzel ahlakı ve insanlara yaklaşımı, eserleri kadar hafızalarda yer etti.
Bu noktada çok kıymetli büyüğüm Taraklılı Hafız Adil Özyüksel'in anlattıkları ve benim de bizzat şahit olduğum bazı güzellikleri sizlerle paylaşmak isterim.
Konak Camii'nin minaresinin yapılmasına öncülük etmesi, vefatından sonra eşi Saime Hanım'ın onun vasiyetini yerine getirircesine bu hizmetleri tamamlaması, yine aynı caminin kubbesinin onarımına katkı sağlamaları, Yunus Paşa Camii'nin tamirine destek vermeleri ve Taraklı Mezarlığı girişindeki hayrat çeşmesini yaptırmaları...
Bunların hiçbiri sıradan yardımlar değildir.
Bunlar doğup büyüdüğü topraklara duyduğu sevginin, vefanın ve memleket sevdasının en güzel örnekleridir.
Fakat bana göre en anlamlı hizmetlerinden biri, Taraklı'dan yetişen hafızlara sahip çıkmasıydı.
İstanbul'a götürdüğü genç hafızlarla yakından ilgilenmesi, eğitimlerini takip etmesi, çeşitli camilerde görev almaları için gayret göstermesi ve dönemin İstanbul Müftüsü ile ilim çevreleri nezdindeki itibarı sayesinde birçok gencin önünü açması...
İşte gerçek iz bırakmak budur.
Sadece güzel yazılar yazmak değil; güzel insanlar yetiştirebilmektir.
Ancak kıymetli okuyucular, bugün üzerinde durmamız gereken önemli bir konuyu bir kez daha dile getirme gereği duyuyorum
Hattat Hafız Saim Özel'in Taraklı Ulucami Mahallesi'nde uzun yıllar yaşadığı ev vefatından sonra Türkiye Diyanet Vakfı'na bağışlandı. Bu anlamlı bağışın ardından evin restore edilerek Hattat Hafız Saim Özel'in eserlerinin sergileneceği bir müze olarak hizmete açılması yönünde çalışma başlatılmıştı.
Ne yazık ki aradan geçen zamana rağmen bu konuda somut bir gelişme göremiyoruz.
Bugün o ev metruk bir halde kaderine terk edilmiş durumda. Her geçen gün biraz daha yıpranıyor, biraz daha tarihin sessizliğine gömülüyor.
Oysa o ev, yalnızca eski bir bina değildir. Türk hat sanatına ömrünü adamış büyük bir sanatkârın yaşadığı, ürettiği ve hatıralarını bıraktığı kültürel bir mirastır.
Taraklı gibi tarihi ve kültürel değerleriyle öne çıkan bir ilçeye, Hattat Hafız Saim Özel'in adını yaşatacak böyle bir müze çok yakışacaktır.
Bu evin bir an önce restore edilerek sanatseverlerin, araştırmacıların ve genç nesillerin ziyaret edebileceği yaşayan bir kültür mekânına dönüştürülmesi, hem Taraklı'nın kültürel hafızasına hem de Türk hat sanatına yapılacak önemli bir hizmet olacaktır.
Çünkü vefa, sadece güzel sözlerle anmak değildir; emanetlere sahip çıkabilmektir.
Bugün Süleymaniye Camii'nin duvarlarına baktığımızda onun kalemini görebiliriz.
Gerçek sanat sadece taşa, kâğıda ya da kubbelere yazı yazmak değildir.
Gerçek sanat, insanların hayatına dokunabilmektir.
Bugün Hattat Hafız Saim Özel'i rahmet, minnet ve şükranla anarken geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; o, kalemiyle sanat tarihine, gönlüyle ise memleketine silinmeyecek izler bırakmış.
Şimdi ise bizlere düşen görev, onun hatırasını sadece dualarla değil, geride bıraktığı değerlere sahip çıkarak yaşatmaktır. Metruk halde bekleyen evinin restore edilerek bir hat müzesine dönüştürülmesi, bu vefanın en anlamlı göstergelerinden biri olacaktır.
Ne mutlu ardında eser bırakanlara...
Ne mutlu talebe yetiştirenlere...
Ve ne mutlu ardından hayır duasıyla anılanlara...
Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
#bir-hattat #saim #ozel #kose