Renkli bir seçim olacak gibi görünüyor
AKP, MHP ve CHP'nin ardından Saadet Partisi ve Demokrat Parti'nin de Büyükşehir Belediye Başkan adayları belli oldu…
Ulvi Çavdaroğlu Saadet Partisi'nin, Tuncar Tepe Demokrat Parti'nin adayı…
Her ikisi de kamuoyunun yakından tanıdığı
AKP ve MHP'nin adayı amca oğlu…
Neredeyse tüm konuşmalarında birbirlerine sataşıyorlar…
AKP'nin içinde Büyükşehir adayı Zeki Toçoğlu'nu yemek isteyenler var…
Adaylığı resmen açıklanmasına rağmen ayağı kaydırılmaya çalışıyor…
MHP'nin adayı Enver Toçoğlu sık sık AKP'li Başkan Aziz Duran'a gönderme yapıyor, zaman zaman bel altına iniyor…
CHP adayı Cem Hatunoğlu son günlerde iki Toçoğlu'na birden yüklenmeye başlandı…
Saadet Partisi'nin adayı Ulvi Çavdaroğlu adaylığı duyurulurken ilginç bir açıklama yaptı, aday olmaması için tehdit edildiğini söyledi…
Demokrat Parti'nin adayı Sakaryaspor'un eski başkanlarından Tuncer Tepe'nin de sözünü sakınmayan bir isim olduğu biliniyor…
Bu tabloya bakıldığında önümüzde manşet sıkıntısı çekmeyeceğimiz bir 50 gün görüyorum…
Maksat gerçekten hizmet mi?
Önümüzde bir seçim var…
Tüm adaylar tek dertlerinin halka hizmet olduğunu söylüyorlar…
Süslü laflarla, kutsal amaçlarının halka hizmet olduğunu anlatıyorlar…
Ancak geçmişlerine bakıyorsunuz…
Hep kendileri için, kendi çıkarları için çalışmışlar…
Keser gibi hep bana, hep bana demişler…
Seçilince halka hizmet edecekler…
"Halka nasıl hizmet edeceksin?" diye sorsan cevap veremezler…
"Halkı deprem güvenli bir kentte yaşatmadan, halkın ulaşım, işsizlik sorununu çözmeden halka nasıl hizmet edeceksin? " diye sorsan "Onlar da ne?" derler…
3 kişilik bir kalabalık gördüler mi, sallamaya başlarlar:
"Halka hizmet için yola çıktık…"
İnanan varsa oy versin…
Ben bu edebiyatı çok fazla yapanlara kuşkuyla bakıyorum…
Gerçek amaçlarının da hizmet falan olduğunu düşünmüyorum…
Bizi bu kadar kuşkulu hale getirenler ise daha önce "halka hizmet" diyerek göreve gelen ve koltuğa oturduklarında, "halkı kendilerine hizmet etmekle zorunlu" görenlerdir…
…
Seçimlik bir fıkra
Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Teksas´ta dolaşıyorlarmış. Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, otobüs şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş.
Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kusa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlamış.
Ertesi sabah,Şerif soruşturma için çiftliğe gelmiş. Çiftçiye sormuş:
-"Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek...Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?"
- Çiftçi cevap vermiş: "Bazıları yaşadıklarını iddia etti, ama politikacıları bilirsiniz....Nasıl yalan söylerler!!!".
…
Kitaptaki yanlışlar
Akşehir'e tayin edilen bir kadı halkın silah satmasını yasak etmiş. Küçük bir çakı taşımak bile suç sayılır olmuş.
Görevli memurlar sıkı bir takibe ve kontrole başlamışlar.
Bir gün Nasreddin Hoca'nın üstünü başını aramışlar.
Kuşağın arasından kocaman bir bıçak çıkınca şaşırmışlar:
- Bu da nedir Hoca ? Sen silah taşımanın yasak olduğunu bilmiyor musun ? demişler.
- Evet demiş, biliyorum. Fakat bu silah değildir. Kitaplarda bir takım yanlışlar görünce bunun ucuyla kazıyorum.
- Olur mu Hocam demişler, kocaman bir bıçakla kitaptaki yanlışlar kazınır mı?
- Olur, olur demiş Hoca. Siz bilmiyorsunuz ama bazı kitaplarda o kadar büyük yanlışlar var ki bu bıçak bile küçük kalıyor…
#