Yetim Hakkı Yedirmem
Bütün kalbimle bunun bir şaka olduğuna inanmak istediğim bir elektronik postayı paylaşalım;
"Son günlerde özelleştirme mağduru olarak topluma lanse edilen Tekel işçilerinin kendileri ezen ve sömüren konumundalar.
Ülkemiz ekonomik kriz nedeniyle oldukça zor bir dönemden geçmektedir.
Bu ortamda eğitim düzeyi yüksek birçok gencimiz oldukça düşük ücretlere köle gibi çalışmaya razı olduğu halde iş bulamamakta iken, ülkemizde sırtını devletin sağladığı olanaklara dayayarak yaşamaya alışmış, sömürücü bir kesimin varlığı çok acı vericidir.
Devlet kesesinden bedavadan geçinmenin maliyetini, yeni doğan çocuklarımızdan üniversite mezunu iş arayan gençlerimize kadar toplumun her kesimi yüklenmektedir.
Uzun süredir hiçbir üretimde bulunmayan, hiçbir değer üretmeyen buna karşılık rahatlıkla iki işçinin istihdam edilebileceği düzeyde maaş alan Tekel işçilerinin maliyeti, tek tek hepimizin cebinden çıkmaktadır.
Tekel işçileri mağdur, zavallı, ezilen değil, bilakis halkımızın sırtından elde ettikleri rantı kaybetmemek için halka karşı mücadele eden bir çıkar grubudur.
Peki, günlük yaşantımızda 1 liramıza bile sahip çıkarken, neden ülkemizde yıllardır süren bu sömürü düzenine ses çıkarmıyoruz?
Unutmayın, bu çarpık sistem, tek tek hepimizin cüzdanından çıkan 1 liralarla dönmektedir! Artık vakit bu sömürü düzenine, bu bedavacı zihniyete dur deme zamanıdır.
Mağdur rolünü oynayan bu kesimin maskesini ne pahasına olursa olsun düşürmeliyiz.
Şimdi beni vicdansızlıkla suçlayanlar olacaktır.
Onlara lafım şudur; Esas vicdansızlık, devlete sırtını dayayıp çalışmadan para kazananı savunmak ve bu uğurda belki de daha fakir bir çoğunluğu zorla vergi ödetmeye mahkûm etmektir.
Hep birlikte bu haksızlığa, bu sahtekârlığa ve bu vicdansızlığa dur demeliyiz."
Dediğim gibi bu bir şaka olmalı…
Belki de okurumuz beni tahrik etme derdinde…
Ülkemizde yüzlerce büyük, hatta stratejik öneme haiz kuruluşlar kapatıldı veya satıldı.
Hemen hepsinin alt yapısını hazırlamak için uydurulan senaryolar aynıydı; Zarar ediyor, işçileri yan gelip yatıyor, devlet bu işlerle mi uğraşacak canım, falan…
Bütün bu kuruluşların nasıl batırıldığı malum; En önemli sebep de KİT'lerin, siyasilerin arpalığı gibi kullanılmasıdır.
Nereden bakarsanız bakın, bunda işçilerin her hangi bir kusuru yoktur.
Kaldı ki kazanılmış hak olgusundan bakıldığında ne unvan ne özlük hakları ne de ekonomik olarak hiç kimseyi bir alt kademeye düşüremezsiniz.
Çalışmadan para kazanıyorlarsa, çalıştıracaksınız…
Yan gelip yatıyorsa, kaldıracaksınız…
Değer üretmiyorsa, eş değer bir işe göndereceksiniz…
Ve en önemlisi de kötüyü örnek gösteremezsiniz.
Doğrudur örneğin TÜVASAŞ, bir yanda kadrolu işçiler diğer yanda üç otuz kuruşa çalışan taşeron firma işçileri var. Aynı işi yapıyorlar. Ama ücretleri arasında dağlar kadar fark var.
İşte bu size, mademki bu işi üç otuz kuruşa yapacak adam var, sizde yapacaksınız kardeşim, deme hakkı vermez.
Aynı şey okullarımız içinde geçerli; kadrolu öğretmen ortalama binbeşyüz lira alırken ücretli öğretmen ortalama 500 liraya aynı işi yapıyor diye, yarın hükümet ‘öğretmen maaşı 500 lira kardeşim, işinize gelirse' dese ne yapacaksınız?
Hükümet emeği ucuzlatmak istiyor. Bunu yaparken de alt gelir grubunu veya işsizleri öne sürüyor. Yokluk üzerinden acitasyon yapıyor.
Maalesef buna aldananlar da var.
Evet, bu ülkede pek çok KİT özelleştirildi ama TEKEL başka.
TEKEL zarar etmedi, devletin üzerine her hangi bir yük bindirmedi.
Tekel, işleyişinden değil satışından zarar ettirildi.
Yılda 70 milyar sigara sarıyordu. 1.05 Milyar dolara satıldı. FAS Yılda 15 milyar sigara saran kendi TEKEL'inin yüzde 80'inini 1.5 Milyar dolara satarken hem de…
19 İçki fabrikası depolarında 70 milyon liralık satışa hazır ürünü ile birlikte ilk iki yılı ödemesiz olmak koşuluyla 292 milyon dolara bir gruba satıldı.
Aynı grup bu fabrikaları 3 ay sonra 810 milyon dolara bir başka gruba sattı. Böylece TEKEL in içki fabrikalarını ilk satın alan firma hiç cebinden para harcamadan 70 milyon T.lira ve 518 milyon dolar havadan para kazanmış oldu.
Yetim hakkı yedirmezlermiş!
Sanki yetim hakkını yiyen tekel işçileri?
Bakın, Tekel'in İstanbul Unkapanı'nda altın değerindeki 3 bin metrekarelik arsa üzerinde 5 katlı ve kapalı alanı 2 bin 500 metrekare genel müdürlük binasının bir tarikata mensup ve iktidar partisine yakın olduğu bilinen 4 hastane sahibi bir iş adamının şirketine tahsis edildi…
Habersiz, ilansız, ihalesiz…
Bu hükümet döneminde özelleştirmeler soyguna dönüştü.
Devletin tekel imtiyazını, vergi toplama hakkını, kamunun arsa imar rantını yabancılara ve yabancılarla işbirliği yapan iktidar yandaşı yerli sermaye sahiplerine satmaya dönüştü. Halkın karşısına geçip, "Bir yılda şu kadar milyar dolar özelleştirme yaptık, şu kadar milyar dolar yabancı sermaye geldi" diye böbürlenerek ülkenin soydurulmasını gizlediler. Gizliyorlar. Hakkını savunan TEKEL işçisine ise "Sana devlet kasasını soydurmayız" diye hakaret ediyorlar…
İşin aslı bundan ibarettir.