Hz. Yûşâ NATO'nun Kayığına Biner mi?
Boğazı'ın dört muhafızı varken... İstanbul Anadolu Kavağı'nda; NATO, bir Deniz Unsur Komutanlığı kuracakmış. Moskof'tan mı kıllanıyor bunlar, yoksa İsrail uşağı Zelenski'den mi? Karadeniz'de meçhul unsurlar, Boğaz'a yakın bir yerde gemimizi vuruyor... Güneyimizdeyse kıyamet kopuyor. Anlaşılan bize tabanca bile satmak istemeyen batılı devletler, bizi düşmanlarımızın şerrinden korumaya pek istekli.
***
Biz yüzümüzü Boğaz'ın dört muhafızına dönelim. Bunlardan birincisi Yûşâ... Şimdi ben Beykoz'dayım ya üç senedir. Bana gelen dost ve akrabalarımı ilkin Hazret-i Yûşâ'ya çıkarıyorum. Yûşâ Peygamber, Hazret-i Mûsa'nın genç arkadaşı. İki denizin kavuştuğu yeri Mûsa, onunla buluyor. Burası, Hızır aleyhisselamla ölü balığın canlandığı mevki; bir yanda Karadeniz, diğer yanda Marmara... Boğaz'ın hâkim tepesine kurulmuş Yûşâ...
***
Kitaplar, o boğaz bu boğaz değildir desin. Cebelitarık'tır desin. Aden desin, Nil desin, Ürdün desin... Ne derse desin... Beşiktaşlı Yahya Efendi'ye rüyasında gösterilmemiş mi burası? Çobanlar da fark etmemiş mi koyunların ot yemediğini buradan? Masal değil. Kabri, 17 metre uzunluğunda diye boyu da 17 metre değil. Üç aşağı beş yukarı, bu 17 metrenin içinde medfun demişler Yûşâ'yı.
***
Burası Anadolukavağı, yan tarafta Yoros Kalesi. İstanbul Boğazı'nın bu yakasına kanatlarını germiş Hazret-i Yûşâ... Fakat yalnız değil. üç muhafız var ona eşlik eden. Rumelikavağı'ndan, Sarıyer'den elini uzatıp karşılar onu Telli Baba... Fetih zamanından kalan bir mücahit şahsiyet... Kabri üstündeki teller; üzerine titrememiz gereken telli duvaklı bir gelini hatırlatır bize. Yoksa, şairin dediği gibi, bin kocadan arta kalan bâkir dul, değildir İstanbul. Telli Baba'nın muhafızlığını üstlendiği, telli duvaklı bir gelindir o.
***
Boğaz'ın üçüncü muhafızı, Beşiktaşlı Şeyh Yahya Efendi. Bahriyelimiz, cepheden Beşiktaş'a durur Boğaz'dan geçerken. Hürmetle selam verir Kanuni'nin bu süt kardeşine. Hazret-i Yûşâ'yı keşfeden kâşif. Doğruya doğru, eğriye eğri... "Şehzade Mustafa'yı niçin öldürdün Kanuni?" Bedeli ne olursa olsun sözünü sakınmayan münzevi âlim...
***
Gelelim dördüncü muhafıza... Kaptan-ı deryalar sefere çıkarken bir selam da ona gönderirler Üsküdar'a bakarak. Duası, Türk denizcilerinin göğsünde bir cevşen gibi asılı durur. "Bize mensup olanlar, denizde boğulmasın Rabbim." diyen Aziz Mahmud Hüdâî, fethin bir şehrinden diğerine bunun için gelmiştir.
***
Ortada dolanan haberler, bütün bu yukarda anlatılan anlatıya inanmadığınızı; ama NATO'nun bizi koruyacağına inandığınızı gösteriyor. NATO bizi, İran'dan mı koruyacak? Yoksa bize karşı, bizden mi?
***
Boğaz'ın suları akıntılıdır, farkına varamazsın sürüklendiğinin... Öyleyse yabancı savaş gemilerini Boğaz'dan geçirirsek biz kimin adına ve kime karşı bir savaşa kışkırtılıp sürükleniriz? İstiklal Harbi'nde, Anadolu'ya silah kaçıran Boğaz'ın ve Karadeniz'in konumu böyle bir durumda nasıl olur?
***
NATO Türk değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin lehine de değildir. İstanbul Boğazı'nın dört muhafızı ise Türk milletinin ta kendisidir.
