Olmaması Gereken Her Şey Var; Olması Gerekenler Yok…
"Taraklı'da olmaması gereken her şey var, olması gerekenler yok."
Değerli Okurlar,
Yaz mevsiminin en sıcak günlerini yaşıyoruz. Kavurucu sıcakların etkisini hissettiğimiz bugünlerde, herkese sağlıklı, huzurlu ve bereketli günler diliyorum. Sıcak havaların bunaltıcı etkisine rağmen, gündemimizde konuşulması gereken konular da ne yazık ki serinlemiyor.
Geçtiğimiz hafta elinde mikrofonuyla vatandaşların arasına karışan genç kardeşimiz Ethem Ömer Çakır'ın, "Sakarya Mikrofon" adlı sosyal medya platformunda gerçekleştirdiği röportajları dikkatle takip ettim. Sorduğu tek soru oldukça basit ama bir o kadar da anlamlıydı:
"Taraklı'da olmaması gereken nedir?"
Vatandaşların verdiği cevaplar ise düşündürücü olduğu kadar, ilçemizin gerçeklerini de gözler önüne seriyordu. Mikrofonlara yansıyan ifadeler, aslında bizim de yıllardır her fırsatta dile getirdiğimiz meselelerden oluşuyordu.
Ancak röportajları izlerken dikkatimi çeken en önemli nokta, vatandaşların konuşurken taşıdığı duygu oldu. İnsanlar sadece şikâyet etmiyor, aynı zamanda ilgisizlikten yakınarak adeta içlerini döküyorlardı. Ses tonlarında kırgınlık, öfke ve umutsuzluk hissediliyordu.
Vatandaşlardan biri, belki de röportajların en çarpıcı cümlesini kurdu:
"Taraklı'da olmaması gereken her şey var, olması gerekenler yok."
Kısa ama son derece etkili bir tespit...
Bir başka vatandaş ise şu ifadeleri kullandı:
"'Ben yaptım oldu' mantığının olmaması gerekir."
Bu sözler üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor. Çünkü bu ifadeler sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda vatandaşın yönetime bakışını da ortaya koyuyor.
Röportajlarda ilçe merkezindeki otopark sorunu, plansız betonlaşma, çevre temizliği, Hıdırlık Tepesi ve Hisar Tepesi'nin mevcut durumu gibi birçok konu "olmaması gerekenler" arasında sıralandı. Görünen o ki vatandaşın gözü de kulağı da yaşadığı çevrede olup bitenlerde.
Röportaj sırasında mikrofon bize de uzatıldı. Yazı yazarak kendimizi ifade etmeye alışkın olduğumuz için düşüncelerimizi mikrofon karşısında aynı rahatlıkla dile getiremesek de, ilçe merkezindeki Aşağı Camii'nin hasarlı iki şerefeli minaresinin oluşturduğu tehlikeye dikkat çekmeye çalıştık. Çünkü bu konu da ertelenmemesi gereken önemli meselelerden biri.
Değerli Okurlar,
Konuyu şu noktaya bağlamak istiyorum. Taraklı halkı gerçekten dertli. Yeter ki bir vatandaşın kapısını çalın, bir esnafın dükkânına uğrayın ya da bir mahallede kısa bir sohbet edin... Bir dokunuyorsunuz, bin ah işitiyorsunuz.
Ben her zaman aynı düşünceyi savunuyorum. Bizleri yönetenler, sadece makam odalarında değil, zaman zaman sokakta, mahallede, çarşıda vatandaşla bir araya gelmeli; onların dertlerini, beklentilerini ve önerilerini doğrudan dinlemelidir. Çünkü sorunları en iyi bilen, o sorunları her gün yaşayan insanlardır.
Vatandaşın sesine kulak vermek, eleştirileri önyargıyla değil samimiyetle değerlendirmek ve çözüm üretmek, yöneticiliğin en önemli sorumluluklarından biridir. Umudumuz, dile getirilen bu sorunların sadece mikrofonlarda kalmaması, yetkililer tarafından da dikkatle değerlendirilmesidir.
Sağlıklı, huzurlu ve esenlik dolu günler diliyorum,
Bir sonraki yazımızda buluşmak ümidiyle hoşça kalın.
#etehem-cakir #roportaj #tarakli