Geri
Çınar Harita
Mustafa Özbilge Kapak Resmi
Mustafa Özbilge Mustafa Özbilge Dıngılım

Tılsımı Bozulan Fon Yüzükleri (54)

Mustafa Özbilge'nin yeni yazısı yayında...
Yayın: Güncelleme:

Altın yüzüğüm kırıldı hey
Suya düştü su duruldu hey
Dediler yârin de gelmiş
İnce de bellerim kırıldı
*Adıyaman Türküsü
***
Rüya tabirlerine göre yüzüğün kırılması pek hayra alâmet değil, sevgiliden ayrılmaya işaret. Peki bizim için sevgili gözüken şey, hakikatte sevgili değil, sevgili kılığına girmiş fettan bir cadıysa... İşte o zaman rüyadaki kırık yüzüğü hayra yorabiliriz. Kırılsın o yüzük. 
I.
"Hâtem" hem mühür, hem de yüzük demektir. Zira eskiden mühürler yüzük şeklindeymiş. Hükümdarlar, soylular ve tüccarlar; yüzüklerindeki mühürlerle onaylarmış belgelerini. Şair Ahmed Süheylî'nin bir beytinde kelime şöyle geçer:
***
Eli altında olma kimsenin hâtem gibi zinhâr
Kimesne demeye tâ kim gözün üstünde kaşın var
(Kimsenin eli altında mühür/yüzük/hâtem gibi olma ki kimse gözünün üstünde kaşın var demesin).
***
Şair, kimseye bağımlı kalmamaktan bahsediyor. Özgür ol! Yüzüğün/mührün sahiplerine boyun eğersen bir zaman sonra onların hakaretlerine de maruz kalırsın. Buna binaen, dini referanslarla karşımıza Hz. Süleyman'ı çıkarabilirler.
***
Hz. Süleyman'ın da bir yüzüğü vardı. Rüzgârlara, hayvanlara, cinlere ve insanlara hükmedebilme yüzüğü. Buradan yola çıkarak yüzük kimdeyse Süleyman o, klişesi tekrarlanır. Yüzük elden ele dolaşırken yüzüğü bulan da kendini hemen Süleyman ilan eder.
***
Halbuki Süleyman'ın, benden başkasına verme, sözündeki nüans hatırlanmaz. Kıskançlıktan değildir bu söz, yüzüğün mahiyetindendir. Çünkü yüzük, içinde zehr-i katil saklar ki nihayetinde kendini de katledebileceğin bir silahtır o aynı zamanda... Yine bir dönem Süleyman'ı tahtında bir ceset gibi bîtâb kılan sebebin bu yüzük olduğunu düşünemez miyiz?
***
Meseleyi antik dönem eserlerinden Platon'un Devlet isimli kitabında geçen bir hikaye ile takip edelim...
***
Gyges, Lidya kralının emrinde bir çobanmış. Günün birinde, bir deprem yüzünden hayvanların otladığı mahalde büyük bir çatlak oluşmuş. Bunu gören çoban, yarığın içine girmiş. Orada içi oyuk, üstü delik deşik, tunçtan bir at görmüş. Eğilip içine bakmış atın. Parmağında altın yüzük olan bir ölü görmüş orada. Bu yüzüğü alıp yukarı çıkmış hemen.
***
Çobanlar, her ay sonunda olduğu gibi krala hesap vermek için toplandıklarında, Gyges bu toplantıya parmağında yüzükle gelmiş. Beklerken beklerken... Farkına varmadan yüzüğünün taşını avcunun içine çevirmiş. Bunu yapar yapmaz da yanındakiler onu görmez olmuşlar. Nereye gitti diye soruşturmaya başlamışlar. Yüzükle oynarken taşı çevirince yine göze görünür oluyormuş Gyges. Böylece yüzüğün tılsımını öğrenmiş. Bunun üzerine saraya girenlerin arasına katılmış. Kralın karısını baştan çıkarmış ve kadının yardımıyla kralı öldürüp yerine geçmiş.
***
İşte böyle yüzükler karşısındayız bugün. Görünmezlik yüzükleri... Yüzük sahipleri, birbirlerini yüzüklerinden tanıyorken başkaları onların ne yaptığından bîhaber... Hırsızlığa, işlem diyorlar. Bire bin katabiliyorlar yaptıkları milyarlık işlemlerle... Olanlar, bilmediğimiz bir âlemde cereyan ettiğinden bizim halk olarak bunun farkına varabilmemiz çok uzun zaman alıyor. 
***
Evet, karşımızda kendini kolay kolay ele vermeyen tılsımlı görünmezlik yüzükleri var. Tabii Platon'un hikayesinde, birden fazla yüzük yoktu. Bu sebepten kötülük yine de sınırlıydı. Ancak Türkiye'de tek bir kişinin Gyges gibi herkese görünmezlik durumu yok. Karşımızda organize kötülük çeteleri var. Gerçi halkın gözünden uzak, kirli işler çevirseler de birbirlerinden tam olarak gizleyemiyorlar hallerini. Çünkü kendi aralarında da bir paylaşım/hırsızlık yarışı var. 
***
Bu sebepten sadece halktan değil, birbirlerinden de aparmaya başladıklarında, yüzüklerin tılsımı bozuluyor. Buldukları gömüyü paylaşamayan defineciler gibi kamudan saklanan ne varsa fâş ediyorlar.
***
Yapıp edilenler karşısında uzun zamandır körleşme yaşayan halk, bu defa gerçeği görüyor; ama yine de uzun zamandır kör olarak yaşayan adamın, parlak güneşe açılan gözleri gibi kamaşmış, bulanık gözlerle bakıyor etrafa... Yüzükteki buğulu taşın sihri, kolay kolay silinmiyor göz bebeklerinden.
***
Bir yüzük, iki yüzük, üç yüzük... Kaç yüzük var ülkemizde? Bilmiyoruz. Çünkü yüzük, dönem dönem birilerine dağıtılıp toplanan bir şey. Esas mesele yüzüğün mahiyetinde. Yüzük nedir? Kötülük, yüzüğün kendisinde midir yoksa onu kullananda mı? 
***
II.
O zaman biz de kelimelerin gölgesinde biraz daha düşünelim. Türkçeden Kur’ân’a, Kur’ân’dan Türkçeye Kelimeler başlıklı çalışmamızın 54’üncüsü olacak kelime: "hâtem."
***
Arapçada "bir şeyi mühürlemek, damgalamak" manasındaki "hateme" kökünden türeyen hâtem kelimesi Kubbealtı Lugatı'nda: "Mühür; yüzük, üzerinde mühür bulunan yüzük; son, en son, sonuncu" olarak tanımlanır.
***
Hâtem kelimesi, "sonuncu" manasında Ahzâb Sûresi 40. ayette şöyle geçer:
"Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum velâkin rasûlallâhi ve hâteme-n nebiyyîn vekânallâhu bikulli şey-in ‘alîmâ."
(Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir, velâkin Allah'ın resûlüdür ve peygamberlerin hâtemidir/sonuncusudur ve Allah her şeyi tamamen bilendir).
***
Hâtem kelimesi Azmizâde Hâletî'nin bir beytinde şöyle geçer: 
Ağzı hiç düşnâmdan hâlî degül cânânumun
Hâteminde zehr vardur ol şeh-i hûbânumun
(Sevgilimin ağzı hiçbir zaman kötü sözden, sövgüden geri kalmaz; o güzeller şahının yüzüğünde sanki zehir vardır).
***
Hz. Muhammed'in peygamberlerin sonuncusu yani "Hâtemmü'l-Enbiya" olması anlamına gelen hâtemiyyet kavramı da Sünbülzade Vehbi'nin bir beytinde şöyle geçer:
***
Hitâm-ı misk idir mühr-i nübüvvet
Ki etdi enbiyāya hātemiyyet
(O, peygamberlik mührünün misk kokulu sonudur; ki o mühür, onu peygamberlerin sonuncusu kılmıştır).
***
Türçede: "son, nihâyet, bitim" manasında kullanılan hitâm kelimesi de aynı kök üzeredir. "Hitama ermek, hitam bulmak, hitam vermek" gibi birleşik fiil olarak da kullanılan kelime, Mutaffifin Sûresi 26. ayette şöyle geçer:
***
"Hitâmuhu miskun vefî zâlike felyetenâfesi-l mutenâfisûn"
(Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar).
***
Hātem-i la'l-i leb-i müşgin-hatın būs etdirip
Eylese encam-ı bezm-i 'ayşını miski'l-hitām
(Sevgili kendisinin yanağındaki misk kokulu ayva tüylerini ve lal rengi dudağının mührünü/hâtemini öptürüp, neşe meclisinin sonunu en güzel şekilde (misk-i hitâm yani mühürlenmiş şarapla ile) tamamlasa).
***
Hatim kelimesi de aynı kök üzeredir. Çoğulu hatemat'tır. "Bitirme, sona erdirme, tamamlama; Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar ezberden veya yüzünden okuma; mühürleme" anlamına gelir. Hâtim ise "bitiren, sona erdiren, hatmeden; mühürleyen, mühür basan kimse" manalarına gelir. Kelimenin mâzi fiil şekli, mühürleme manasıyla Bakara Sûresi 7. ayette şöyle geçer:
***
"Hatemallâhu ‘alâ kulûbihim ve’alâ sem’ihim ve’alâ ebsârihim gişâvetun velehum ‘azâbun ‘azîm."
(Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır).
***
Kelime Edirneli Nazmî'nin bir beytinde şöyle geçer:
Hatm-i Kur’ân ideni sen hatm kıl
Yâ ilâhe’l-’âlemîn îmânıla
(Ey âlemlerin ilahı! Kur'an'ı hatmeden kişiyi sen iman ile hatmet/sonlandır).
***
Hâtime kelimesi de aynı kök üzeredir. Son, nihâyet, encam; yazılı eserlerin o eserin özeti ve netîcesi durumunda olan son bölümü, son söz; resmî yazılarda, gönderildikleri makamların seviyesine uygun şekilde klişeleşen bitiş cümlesi" olarak kullanılan kelime, Hamdullah Hamdî'nin bir beytinde şöyle geçer:
***
Gönül kitâbına Hamdî nazar kılup gördüm
Ki ‘ışka hâtime imiş nihâyet-i ihlâs
(Hamdî, gönül kitabına bakıp gördüm; samimiyetin, ihlasın sonu aşkın özetiymiş yahut ihlasın, aşkın da son derecesiymiş).
***
"Mühür basma, mühürleme" manasındaki "Tahtim" kelimesi de aynı kök üzeredir. Kelime İsmail Yaşar Şâdî'nin bir mısraında şöyle geçer:
Başımı bir emrine minnetle takdîm eyleyem
Hüccet-i rukyeti hûnumla tahtîm eyleyem
(Başımı bir emrine minnetle vereyim; bu görülmüş hükmü de kanımla mühürleyeyim).
***
Mahtûm kelimesi de aynı kök üzeredir. "Mühürlenmiş, mühürlü; kilitli, bağlı" manalarına gelen kelime Mutaffifîn Sûresi 25. ayette şöyle geçer:
"Yuskavne min rahîkin mahtûm"
(Onlara, mühürlü saf bir içecekten içirilir).
***
Yenişehirli Avnî’nin bir beytinde kelime şöyle geçer:
Bûs eder nâme-i a’mâl-i esîmi Cibrîl
Hâtem-i yâd-ı kerîminle olunca mahtûm
(Senin cömertlik elinin mührüyle mühürlenirse; günahkârın amel defterini Cebrail öper).
***
Son olarak "ihtitam" kelimesi de aynı kök üzeredir. "Bitme, sona erme, hitam bulma" manasındaki kelime, Vizeli Ramazan Behiştî'nin bir beytinde şöyle geçer:
Sen ol hızâne hâtemisin kim senünle Hak
Urdı der-i nübüvvete hoş mühr-i ihtitâm
(Sen o peygamberlik hazinesinin mührüsün ki Allah, peygamberlik kapısına son mührü ne hoş vurdu).
III.
Tolkien'in "Yüzüklerin Efendisi" tam da konumuzla ilgili. Burada yüzük, nötr bir obje değildir. İçerisinde Sauron'un zalimliğini taşımaktadır. Çünkü Sauron, yüzüğü döverken kendi kötü tabiatını da aktarmıştır ona. Yüzük her daim efendisine, yani kötüye dönmeye çalışmaktadır.
***
Gandalf gibi bilge bir şahsiyet dahi kendine güvenmediğinden yüzüğü takıp kötülere karşı onu kullanmaktan imtina ediyor. Çünkü yüzüğün içindeki enerjinin, iyilerin tabiatını bozup onları çok büyük bir zalime dönüştüreceğinden emindir. Öyle ki bunun örneğini, halkını kurtarmak için yüzüğü kullanabileceğini düşünen kral vekilharcının oğlu Boromir'de görüyoruz. Boromir, yüzüğün kötücül etkisiyle koruması altındaki, yoldaşı Frodo'ya saldırıyor. Burada, kişinin henüz yüzüğü elde etmeden dahi, yüzüğün iradesi altına girilebildiğini görüyoruz.
***
Yine Frodo, Ayrıkvadi'de, yüzüğün eski sahibi amcası Bilbo'yla görüşmesinde benzer bir durumu yaşıyor. Yüzüğü son kez görmek isteyen entelektüel Bilbo, yüzüğün etkisiyle canavarca bir surete dönüşüyor. Burada da ne kadar bilgili olursan ol, yüzüğün bir bağımlılık yaratıp onun zihnine nasıl tesir ettiğinin korkunç sahnesine şahit oluruz.
***
Öyle ki en trajik örneklerden biri de tükenmişliğin misali olan Gollum'dur. Hem fiziken hem ruhen tükenmiştir o. Yüzüğe sahipken onun efendisi gibi gözükür, aslında yüzüğün kölesine dönüşmüştür. Yüzüğün vehmettirdiği şeyle gerçekte yaptığı şey, birbirine tamamen zıttır. Önce bir cinayet işletir ona yüzük. Arkadaşını öldürtür. Sonra bütün insani özelliklerini unutturarak izole bir mağara yaratığına dönüştürür onu. Çift karakterli, paronayak... 
***
Gollum, Platon'un Devlet'inde geçen hikayedeki gibi kıymetlisi olan yüzüğü takınca görünmez olur. Fakat yüzüğü kaybettiğinde, yüzüğü takan Frodo'nun peşinden gidecektir. Bu defa gözden kaybolan Frodo'dur; ancak sürekli değil. Yüzüğü takan kişi, başkalarının göremediği ruhlar âlemine yani başka bir boyuta gidip gelmektedir. Şimdi yaşadığımız dünyada da birileri edindikleri birtakım görünmezlik yüzükleriyle karanlık mecralarda, gölge oyunları oynamaktadır.
*** 
Anadolu'da kış gecelerinde köyevinde toplananların oynadığı fincanda yüzük saklama oyunu değil bu. Fon saklama oyunu... Yüzüğü olup da fon oyununda zararlı çıkanlar, kâr eden diğer yüzüklüleri suçluyor. Peki sorun yüzükte mi diye sorduğumuzda. Panikle yok yok, diyorlar. "Sorun yüzükte değil, yüzüğün birkaç kişi tarafından istismar edilmesinde. Bakın bizde de o yüzükten var. Gerektiği yerde, gerektiği şekilde, meşru yollardan kullanıyoruz onu. Sakın çürük yumurtaları görüp de sepete düşman olmayın!"
***
Evet, buradaki en hassas nokta yüzüğün lâ-yüsel yani hesap sorulamazlığı. Yüzüğe karşı gösterilecek en küçük reaksiyon, anarşistlikle teröristlikle yaftalanır. Bu sebepten yüzüğü takanın değişmesi sorun değil. Sorun, yüzüğün meşruiyetinin sorgulanmasında.
***
Yüzük, mevcut sistemde, hatalardan münezzeh kılar ve ne tür cürüm işlersen işle, yargılanmaktan kurtarabilir paçanı. Fakat bir istisnası vardır. Yüzük sahipleri arasında herhangi bir çıkar çatışması vâki olursa sermayesi güçlü olanın hukuku, geriye dönerek tek tek ortaya dökebilir yüzük sahibinin günahlarını. Tılsım bozulduğu için yüzük sahiplerinin birbirine attığı kazıklar, yapılan sair işlemlerin de halkın aleyhine olduğu şekliyle yorumlanabilir. Dün halkın lehine olduğu söylenen bir işlem, artık en ağırından suç teşkil edebilir.
***
Şimdi soralım. Hak, adalet, ahlak ve kanun... Yüzük bir kez ele geçtiği takdirde, bu kavramların bir kenara atılması tabii midir? Bunu yapmayan aptal mıdır? Yüzüğü takan herkesin, onu kendi çıkarı için kullanacağı savını Glaucon gibi kabul ettiğimizde, sonrası ne olacak?
***
"Yüzük bizi yozlaştırmaz. Çünkü o kötü şehvet duygusu hepimizin içinde vardır. Kötülük kanımızda dolaşırken yani biz kötü bir tabiata sahipken yüzük burada töhmet altına girmemeli" gibi cümleler kurulduğunda, yüzüğe hiçbir zaman kavuşamayacak birtakım dezavantajlılara, ayrıcalıklılar lehine vaaz verildiğini fark ederiz. Sıradan insanların hiçbir zaman erişemeyeceği genel geçer bir sınıflandırmayı gözlerden uzaklaştırmanın "etik" namına kurnazca bir yöntemidir bu.
***
Devletin denetleme aygıtları panoptikon gibi, halkı her cihetten adım adım izlerken; halk, yüzük sahiplerinin birtakım hırsızlıklarını, haksızlıklarını görebilmek için onların birbirlerini ısırmalarını mı bekleyecek? Denetleme gözü sadece bir sınıfa mı tahsisli?
***
Kant gibi meseleyi evrensel-empatik bakış deyip genellememiz iş görür mü? "Ya herkes böyle yapsaydı?" 
***
Hayır, herkes böyle yapamaz. Halk, makbul bir vatandaş olarak yerini (reayalığını) bilmesi gerekirken reaya olmayanların yani yüzük sahiplerinin reaya gibi kısıtlanması söz konusu olamaz. Sınırlar ve ödevler halk içindir. Halka, diğergâmlık propagandası yapılırken yüzük sahipleri her şeye ben merkezci araçsal bir akılla bakabilir. "Yaptım, ama bir düşün niye yaptım..." İyi niyet... İşte yüzüğün kendinden menkul kerametlerinden biri de bu olmakta. Kutsal bir amaç uğrunda, insan da dahil her şey, maslahata mebni kullanılabilmekte.
***
Yüzük, tabiata düşmandır. Ormanı, finans sağlayacak endüstriyel hammade olarak savunmasız gördüğünden onu sonuna kadar sömürür. Altını çıkarmak için suyu ve toprağı zehirlerken bunun insana, bitkiye ve hayvana verdiği olumsuz sonuçlarıyla hiçbir zaman ilgilenmez. Yüzüklerin Efendisi'ne dönecek olursak Büyücü Saruman'ın silah sanayii, ormanı nasıl yok etmenin eşiğine getirmişse bugün dünyada ve yaşadığımız ülkede aynı katliam yüzük sahiplerinin uhdesinde hızla sürmektedir.
***
Peki, ne yapmalı?
***
Önce şu misali hatırlamalı. Ebû Zer anlatıyor: Birgün Allah Resulü ile birlikte öğle namazı kıldık. Mescide bir yoksul geldi ve oradakilerden biri sadaka istedi. Fakat kimse sadaka vermedi. Fakir kimse ellerini göğe kaldırdı. "Ey Allah'ım şahit ol ki Peygamber'in mescidinde sadaka istedim ama kimse bana bir şey vermedi" dedi. Hz. Ali o esnada rükûdaydı. Fakire, sağ elinin küçük parmağındaki yüzüğü işaret etti. O da gelip parmağındaki yüzüğünü aldı.
***
İşte Hâtemü'l Enbiya'nın getirdiği hâtime/son-söz ortadayken mahtum/mühürlü kağıtlarla mı oyalanmalı? Hayır yapılması gereken sahiplik iddiasında bulunanların parmağından o yüzükleri çıkartıp bir an evvel ateşe atmalı. Böylece ateşte yanan hâtemler/yüzükler, halka hatmettirilen/ezberletilen sistemin hitamını/sonunu getirir.

#yuzuk #hatem #fon #platon #devlet #altin

Yorumunuzu Ekleyin

Adı-Soyad
E-Posta
Yorum
İşlemin Sonucu
  • Yorumlar T.C. Yasalarına aykırı olamaz.
  • Hakaret içeren yorumlar, yayınlanmasa bile yasal mercilere iletilebilir
  • KVKK Kapsamında, bilgileriniz, yasal merciler hariç kimseyle paylaşılmaz.
  • Formda doldurduğunuz bilgiler ve IP adresiniz sisteme kaydedilir.
  • Yorumunuz onaylanıp yayınlandığında, sadece yorum, isim ve yorum tarih saati gösterilir.

YAZARIN SON YAZILARI

Cep Aynası

Cep Aynası

Mustafa Özbilge'nin yeni şiiri yayında...
İmbat Rüzgârı Değil

İmbat Rüzgârı Değil

Mustafa Özbilge'nin son şiiri yayında...
İkarus'un Lâneti

İkarus'un Lâneti

Mustafa Özbilge'nin yeni şiiri yayında...
Asitler, Bazlar ve Küfürler

Asitler, Bazlar ve Küfürler

Mustafa Özbilge'nin çocukluk anılarından yola çıkarak güncel politik bir meseleye yaklaşımı...
Taceddin Dergâhı'ndan Enternasyonel Marşı Okunur mu?

Taceddin Dergâhı'ndan Enternasyonel Marşı Okunur mu?

Mustafa Özbilge'nin bir film üzerinden NATO'ya politik bakışı...
Ömer Muhtar'ın Gözlüğünden NATO Çatalını Göremeyen Körler

Ömer Muhtar'ın Gözlüğünden NATO Çatalını Göremeyen Körler

Mustafa Özbilge, NATO'nun küresel politikalarını ve tarihin derinliklerinden gelen Ömer Muhtar mirasını çarpıcı bir dille sorguluyor.

GENEL BİLGİLER

Taraklı

Taraklı

Taraklı Nerede, Taraklı'nın tarihi ve coğrafi özellikleri
Taraklı Otobüs Saatleri

Taraklı Otobüs Saatleri

Ağustos 2023 Güncel Taraklı - Sakarya Otobüs Kalkış Saatleri, Taraklı Otobüs Saatler 2021, Taraklı Otobüs Tarifesi, Taraklı Sakarya ilk otobüs ne zaman? Taraklı - Sakarya Son Otobüs Ne zaman? Sakarya Taraklı İlk Otobüs Ne Zaman, Sakarya Taraklı Otobüs Saatleri, Taraklı Koop Otobüs Saatleri
Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'da Gezilecek Yerler

Taraklı'ya geldiğinizde gezilecek yerler neresidir? Taraklı'nın en popüler gezilecek yerleri yazımızda.
Taraklı Termal Turizmi

Taraklı Termal Turizmi

Taraklı'da termal turizmi, Türkiye'deki belli başlı noktalardan biri haline gelmiştir.