Mehmet Ali Hoca Yerli Olduğu İçin mi?
Geçtiğimiz ay içinde, işlerimizin yoğunluğuna bakmaksızın bir iki günlük izin alarak güzel beldemiz Taraklıya gittim. Taraklıya her girişte bir hüzün kaplar içimi. Bu biraz, bir çok sevdiğimiz insanı yakın zamanlarda ebediyete uğurladığımız ve artık geldiğimde onları göremeyeceğimin vermiş olduğu hüzünden, biraz da Taraklı'ya girerken onu melül mahsun görüşümden oluyor sanırım.
Gün boyu evimizin önünde temizlik falan derken vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım, akşam oluverdi. Bu arada Komşularımızdan İbrahim GÜNGÖR abi biraz yardıma geldi sağolsun, ardından Alaaddin abi daha ben bile okumadan GEZGİN dergisindeki yazımı okumuş dergiyi bana getirdi. Tabiki akşam olup hava kararıncada adettendir eşi dostu görürüm, biraz ordan burdan laflarız diye çarşıya çıktım. İlk uğrak yerim İzzetinin dükkanı oldu. İzzettin maşallah tam gaz haberlerle uğraşıyor. Bir şeyler yazıyor, yeni gelen yorumları inceliyor, bir yandan da müşteriyle ilgileniyor. Derken Mehmet Ali Hoca geliverdi; "Ufukları aradım görünmediler, şarkılara sordum söylemediler" şarkısını benim ismim geçtiği için, birde uzun zamandır Taraklı'ya gelmediğim için tatlı bir sitemle terennüm ediyordu.
Mehmet Ali Hoca beni parka götürdü. Çaylarımızı yudumlarken de yine o dolu dolu fikirlerini heyecanla anlatacak diye beklerken, bu sefer onu biraz kırgın, küskün gibi gördüm. Taraklı'dan gideceğini söylüyordu. Bir şeylere üzülmüştü besbelli. Yıllardır doğrudan ayrılmadan ilk öğretim okulunda hem eğiticilik, hem de yeri geldiğinde idarecilik yapan, azimli, kararlı ve fikirleriyle sadece öğrencilerine değil, topluma da faydalı olan bir duayendir o!
Ben Hocamız kırgınlığının sebeplerini anlatırken birden geçmişe gidiverdim. Yıllar önce bir Kurban Bayramı Arefesinde O zaman Belediye lokali olarak kurulup, öğretmenler evi olan ve şimdilerde düğün salonu olarak geçen yerde, Memeleketimizde hafız diye hitap edilen, Prof. Dr. Mehmet ERKAL hocanın etrafındakilere faydalı bilgiler verdiği bir anda, oyun oynanan yan masadan gelen hayasızca tepkiyi hatırlayıverdim birden. Bu adam ne cesaretle, benim memleketimde saygı duyulan, hemde bir çok talebe yetiştirmiş, akademik ünvana sahip olan bir hocaya bu edepsizliği yapabilirdi ki? Bu sorunun yanıtını kendimizde aramalıyız.
Yıllar önce Taraklı nahiye iken, o zamanlar mülki idari amiri yoktu. Gelen banka Müdürü ve Muhasebecileri herkes yollarda beklerdi. Şimdi Mülki idare amirleri çoğaldı doğal olarak. Kimse bana kırılmasın, gücenmesin. Kimseyle sorunum yok, onlarda değer verdiğimiz insanlar. Evlerini, memleketlerini bırakmışlar bizlere hizmet etmeye gelmişler. Hiç birinide tanımam. Ama mesela memleketten birisi kiralık ev ararken birde gelen yabancı bir memur ev arıyorsa eğer bizim insanımızın seçimi yabancıdan yana oluyor. Neden anlamdım? Efendim Filanca memur yıllar önce ayrıldığı Taraklıyı unutmamış, ziyarete gelmiş. Gelsin iyi güzel, mutluluk verici. Ama aynı sevgiyi, aynı ilgi ve alakayı kendi memleketimizin insanına da göstermek gerkmez mi?
Taraklıdan gidenleri filmin devamı niteliğinde merak edip, "acaba neredirler, ne yaparlar şimdi" diye kendimize sorduğumuz gibi kendi memleketimizin insanını da öyle merak etmeliyiz. Aramalıyız diye düşünüyorum. Bir başkası hele Mehmet Ali hoca gibi bir başkası gidecek olsa belkide bir imza kampanyası düzenlenir gitme diye. Hatta görev süreleri dolan bazı memurlar giderken, onlara dünyanın masrafı yapılıp güle güle partileri düzenleniyor. Mehmet Ali Hoca yerli olduğu için mi kimsenin gideceğinden haberi yok.

