Taraklı'da Korku Trizmi
Karanlıkta bir adam… 50-60 yaşında; Azrail’e tavında!
İlk kez korkarak yürüyor bu yolda; yalnız değil aslında. O’na eşlik eden rüzgar, rüzgarın ıslığı ve baykuşun sırrı…
Takip edildiğini anlayan yaşlı adam durdu gayri ihtiyari; durdu baykuşun kanat sesleri! Uzun uzun bakıştılar sessiz. Adam korktu çaresiz… Korkusuna da, yoluna da devam etmeye başladı adam sonra. Bu kez O durmadan baykuş durdu. Adam da durdu. Rüzgar sustu; adamın kalbi susmadı! Yüreğinden gelen bu “küt küt!” sesleri, adamı daha da korkuttu. Baykuş bu; uğursuzluktu!..
Üç genç kız mezarlık ziyaretindeydiler… Başlarına geleceklerden habersizdiler!.. Aslında önceleri onları korkutabilecek hiçbir unsur yoktu Taraklı Mezarlığı’nda. Ancak daha sonra; 50 metre uzaktaki meçhul bir mezarda, -o meşhur “yeşil ışık” yandığında- tarifsiz bir korku belirdi körpe suratlarında. Öylesine tarifsizdi ki korkuları; “yeşil ışık” sönene kadar sapma yapmadı kayıtları! Bu kızlardan hangisinin aklına geldi olayı görüntülemek, bilmiyorum ama; sonuçta “yeşil ışık” büyük yankı buldu ulusal medyada. Sanki mezarlık ulusal medya için “yeşil ışık” yakmıştı. Lakin ulusal internet haber sitelerinde bile “yeşil ışık” destansı bir şöhret yakalamıştı! Olayın aslı-astarı anlaşılmadı.
“Yakın tarih” diye nitelendirebileceğim -dili- bir geçmiş zamanda, -yine Taraklı’da- “korku”ya dair bir anım da benim var aslında. Şaban Ağabeyin evinin -esrarengiz- bir şekilde defalarca yanmasına, önceleri ben de inanmıyordum aklımca! Fakat söz konusu şahsın, ailesiyle birlikte yerleştirildiği üçüncü evinin de gözlerimin önünde yanmasından sonra; ben de inanmaya başladım -nefesi güçlü- hocalara. Harbiden de, biz alev alan yorganı söndürmeye çalışırken, öbür yanda yastıklar tutuşuyordu kendiliğinden! Hoca’nın demesine göre, evi cinler yakıyormuş; günahları alınan çocuklar, meğer suçsuzmuş…
Korku filmlerindeki sahnelerde, yüzlere verilen efektlerle korkunçlaşan simalar yerine; efektsiz bir şekilde, dehşete düşüren Taraklı semalarını izlemek daha da ürkütücü olur herhalde. Öyle ki, daha bir hafta önce “TaraklıAjans Internet Gazetesi”nden ulusal medyaya sıçrayan haberin bende bıraktığı intiba bu yönde. Fotoğrafta, düğümlenip karmakarışık olmuş ipvari bir ışık kümesi gökyüzünde!.. Ve her ayrı karede, ışık şekil değiştirmekte…
Nihayetinde!..
İnsanlar Taraklı göklerinde dolunay gördüğünde; -ulayan köpek seslerinde- “Kurt Adam”ın sesini duyduklarını sanacaklar neredeyse!
Aslında şaşırmamak lazım; insanın sahiplenmediği yere “başka şeyler” sahip çıkar! Hep dinlemişimdir zaten definecilerden; en büyük servetin sahibi cinler ve perilermiş. Taraklı da birçok defineye evsahipliği yaptığından, buranın da metafiziki varlıklar tarafından kuşatılması işten bile değilmiş! Taraklı’nın o terkedilmiş evleri; daha doğrusu terk edilmek zorunda kalan evleri bunca yıldır boş mu duracaklarmış! O evleri -birileri- bunca yıldır sahiplenmeyecekler miymiş? Tabiat boşluk kabul etmezmiş!
Olayları abarttığımı(zı) düşünmenizi istemem. Aslında abartan ben değilim. Ben sadece ulusal medya ve Taraklı arasındaki bu anlamsız ilişkiyi fotoğraflamak istedim. Benim gazetecilikte kullandığım fotoğraf makinem, olayları görüntülemeye çalışan cümlelerimdir. İnanın cümleleyerek çekmiş olduğum bu fotoğrafta hiçbir oynama yapmadım. Her şeyi en doğal haliyle yansıtmaya çalıştım sizlere. Gelip siz de bakarsanız Taraklı’daki terk edilmiş evlere; gerek duymazsınız korku filmlerine!..
Hâl böyle olunca da, Taraklı’da “Korku Filmleri” çekmeye ya da Taraklı’da “Korku Turizmi”ni canlandırmaya dair bir öneri sunmak geldi aklıma! Bence gerçekten de Taraklı’da “Kültür ve Tarih Turizmi” sayfası kapatılıp; yerine tertemiz bir “Korku Turizmi” sayfası açmalıyız. Ve bunu yapabilecek kadar kalabalığız!
Bir de bu kadar kalabalık olmamıza rağmen, Taraklı’nın az bir nüfusa sahip olduğunu düşünen siyasilerimiz yanılıyorlar ve bu sebepten Taraklı’ya az bir ödenek ayırıyorlar. Lakin Taraklı’ya geldiklerinde, gördüklerinin haricinde “başka şeylerin” de olduğunu anlayacaklar! Gelmeseler bile; -ben nasıl olsa uyarmak adına- bütün cinlerimizi saldım siyasilerin rüyalarına. Artık Onlar da yenilecek korkularına…
Haydi maceraperestler, Taraklı’ya!..

