Günün Bıraktıkları
Bugüne kadar şahit olduğum olayları paylaşmamaya, insanları rencide etmemeye çalıştım, duygu ve düşünceler eşliğinde anlatmak yolunu seçtim. Umarım kimse rencide olmaz bu paylaşımla.
Günün güzel dakikalarını solurken, Yaradan’ımın bize bahşettiği güzellikleri konuşurken, içeriye yirmi beş yaşarlında bir bayan girdi, yanında 3 yaşlarında uzun lüle saçlı, başında şapkası yok ama elinde eldivenleri var, pembe. Kız çocuklarına pembe rengi hep yakıştırmışımdır klasik ama benim hoşuma gider. Annesinin elinde bir tek küpe var, küçücük minik kızın küpesi, bozdurmaya gelmişler. Birini kaybettiler diğerini satıyorlar diye düşündüm.
Küçük kız Annesine bir şey demeye çalışınca dikkatimi çekti, küçüğün sol kulağında aynı küpeden var, diğeri ise boş. Küpe 11 lira tuttu. Küçüğün gözlerine takıldım, annesine bakıyor, bir şey demeye çalışıyor hala. Annesi eğildi küçüğe doğru, sadece Baban dediğini duydum. Kızın o kadar masum ‘peki’ deyişi vardır ki, sondaki ‘’i’’ harfini uzatarak, itaatkârlığını gösteriyordu. Anne ise karmaşık duygulardaydı hissediliyordu, kararsızdı, o yüzde yaşamın acılarını okuyordunuz.
Küçüğe bakışını görmeliydiniz, özür dilerim diyordu o bakış, 3 yaşında ki çocuk büyük, anne çocuk olmuştu o saniyede. Küçüğün kafasını aşağıya eğmesiyle, Anne bozun dedi.
Bizlerin yıkıldığı andı, ama o küçük kız Annesinin ellerine o kadar kuvvetli yapıştı ki, biz aileyiz, yapmak zorundaydı Annem yaptı der gibiydi. Garip dünya, başımızı önümüze eğmekten başak elden ne gelir.
Lakin içinizdeki isyan tavan yapıyor, yüksek tepelere çıkıp haykırasınız geliyor, teğet geçtiği diye ağızları sulanarak bağıranlara, gel gör, bak, dinle diyesiniz geliyor. Gemi almaya benzemiyor bu, ipek takımlar giymeye, damatlara şirketler kurmaya benzemiyor bu. Namus bekçiliği yapıp arka kapıdan el sallamaya hiç benzemiyor.
Siz Yaradan’ıma sığınıyoruz diyorsunuz ya, siz sadece kapıdan sadece içeriye giriyorsunuz, orda hiç bir şey öğrenmemişsiniz, hiç yufkalaşmamışsınız. Bir gün aynaya baktığınızda, emine ye aldığınız elmasları görmeyeceksiniz, orada o küçüğün lüle saçlarının arkasında ki, kara gözlerle benim aileme çok çektirdiniz diye, size acıyarak bakan yüzünü göreceksiniz.
Tabiat kadar cesur değilsiniz, insanlar sadece yaşıyorum çok şükür diyor, sizse dünyanın nimetlerini her parmağınıza takıyor ve bunu göstermekten de çekinmiyorsunuz. Biz ise onları görmüyor, sadece gözlerinizin içine bakarak yalanlarınıza inanıyoruz. Lakin bir gün gelecek, yaptıklarınızı da göreceğiz, çok geç olmaz inşallah bizler için.. …. Küçük kızda gördüğüm, sevgi ışıkları gözlerinizden eksik olmasın.

