Taraklı, Termal’in Gölgesinde Değildir!
Taraklı, Termal’ in gölgesinde değildir.
Rahat olun…
Termal’ in kendisi, zaten Sivritepe’ nin gölgesinde kalmıştır. Öyleyse Taraklı, kimin gölgesindedir?
Taraklı; Hıdırdede’ nin, Sarıkız Hanımefendi’ nin ve bendeniz fakirin sabah-akşam beklediği Hisar’ ın gölgesindedir.
Üç taraftan koruyup kollamaya devam ediyoruz beldeyi. Bildiğiniz gibi, hâkim tepelerde istihkâmlarımız hazır ve nâzırdır.
Hisar’ın Muhafızları, nöbette göz kırpmanın, kelleye bedel olduğunu bildiğinden, teyakkuzla cepheyi bekliyorlar. Hülâsa endişeye mahal yok! Neferler nöbette…
Hıdırdede'nin yıldız gibi kayan işaret fişeğinin görülmesi kuvveden fiile geçmek için kâfidir.
Hıdırdede'nin sağ yanında; benim ve Sarıkız Hanımefendi’ nin sol yanımızda ne oluyorsa bunlardan gâfil değiliz. Bîgâne olamayız zaten.
Mübarek Cuma günü, toplandık cümle yâranIa...
Sofrada böldüğünüz soğanın acılığından, sobaya attığınız odunun harlı ateşinden, şefkatle emzirdiğiniz günahsız evlatlarınızın rızkından bahsettik, söyleştik vaktin bereketiyle. Hasbihâl eyledik...
Gök kubbe, bahşedilmiş metin bir gölgeydi üzerimizde.
Gölgeyi uzatanın, o mutlak Kudret’in hâkimiyeti her yeri kuşatmıştı.
HÂSILI: Evet, “ gölgenin ait olduğu cisimden öteye acayip bir uzantısı vardı ki onu uzatan Rabbimizdi.”
“ Hevâlarına (heves ve isteklerine) tapanlar düşünmezlerdi ki en birinci hevâları, bir gölgenin himayesine sığınmaktı. O gölgeyi uzatan ise yine Rabbimizdi.“
“ O halde gölgeye değil, onu uzatan Rabbine tapmak lâzım gelirdi.”
“ Allah dilerse gölgeyi sakin kılardı.”
Bunları konuştuk; Çullutürbe, Çamçukuru ve Düztürbe ervahı da yanımızda, hazırdı.
Taraklı’ nın lâtif şivesiyle kelâmı şöyle hitam buyurdu Sarıkız:
- Dilimizde “ sâye” gölge demektir mübarekler!
Sustuk...
“ Sâye” sinde tâlim ettik.

